Mr. Fischer'in Türkiye Notları…

Mr.FISCHER'IN TÜRKİYE NOTLARI...

Baktım bu iş Cottarelli'yle Kahkonen'le olmayacak, durumu bizzat görmek için Türkiye'ye gitmeye karar verdim. İş arkadaşlarım : "daha gençsin, kıyma kendine" dediler ama yılmadım. Havaalanında beni uğurlamaya gelen herkes hüngür hüngür ağlıyordu. Sanki bir daha görüşmeyecekmişiz gibi.Crazy bunlar crazy...

Nihayet Türkiye'deyim. Uçaktan inip arabaya binene kadar en az 1000 kişiyle öpüştüm. Ben karımla bile bu kadar öpüşmedim. Bu arada havaalanında cüzdanımı çarptılar. Durum sandığımdan da kötü galiba.

Otelime geldim. Odama kat görevlisi olarak gelen kel kafalı adam: "Buradan bir an önce git, yoksa sonun bana benzer"dedi. Meğer bizim Kemal'miş. Elindeki eskimiş yırtık tenis raketinden kuşkulanmıştım zaten. Çocuk dervişti, mecnuna dönmüş. Başını omzuma koyup saatlerce ağladı. Zor sakinleştirdim.

Bu Türkler çok komik adamlar. Çok uçuk esprileri var. Liseli kızları bekaret kontrolüne göndermekten bahsediyorlar. Bitkilere Türk isimleri vermeyi bile düşünüyorlar. Bu arada portakala burada Washington deniyor.

Hala şoktayım. Bekaret kontrolü fikri bir bakana aitmiş. Türk isimli bitkiler de iktidar ortağı bir partinin fikriymiş.Bugün hepsiyle tanıştım. Bana elle kurtyapmayı öğrettiler.

Bunu Başbakan'a anlatıyordum ki, Hüsamettin diye biri toplantı esnasında kapıyı vurup çıktı. Başbakan'ın bana gösterdiği ilgiyi kıskanmış. Kriz insanları çok fena yapmış buralarda.

Burada herkesin morale ihtiyaci var. Dokunsan ağlıyorlar. Ben de laf olsun diye her sabah 6 da kalkıp sizi izliyorum dedim. Garibanlar pek sevindiler. Bu sefer de sevinçten ağlamaya başladılar. Bugün kendini Magic CANSUN olarak tanıtan biri beni az daha forvet olmaya ikna ediyordu. Galatasaray'ın başkanıymış.

"Ben futboldan nefret ederim" deyince takımın hocası bir Romen atasözüyle karşılık verdi. Nasıldı? Hah şöyle "Eceli gelen köpek kilise duvarına Fischer."

Ben de Türkler'in tek derdi AB'ye girmek sanırdım. Burada herkesin girmek istedigi tek yer Laila diye bir gece kulübü.

Yarın yerinde incelemelerde bulunmak üzere bu kulübe gideceğim. Hayret bir şey. Beni de Laila'ya almadılar. Sonra Kaya Çilingiroğlu diye birinin yardımıyla içeri girdik. Ayşe Hatun Önal diye biri yanıma oturup ekonomiyle ilgili sorular sordu. Ben de dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım. Bugün bütün gazetelerde dün akşamki o kızla resimlerimiz var. Resimlerin üstünde de "Fischer zampara çıktı. Ayşe Hatun Önal, Fischer'le düzeyli bir beraberlik yaşadıklarını saklamadı" yazıyor. Bu resimleri bizim hanım görse yanmıştım.

Oh my God! Bizim hanım resimleri görmüş. Telefon açıp boşanacağını söyledi. Ardından IMF'den bir telefon geldi. Arayan bizim patrondu. Haberi o da okumuş. İşime son verdiğini söyledi. Allahım nerden geldim bu ülkeye? Burada kalıp siyasete girmeye karar verdim. "Yenilikçiler"den teklif geldi. Anadolu'da bir ilde 1. sıradan milletvekilliği garantisi verdiler. Yakında oy istemek için seçim bölgeme gidiyorum.

Köylülerle dertleşip birlikte ekin toplayacağız.

Artık I- me-fe yok "Yaşasın İmece"